SPOR ALANLARI VE TESİSLERİNİN BİZE SÖYLEDİKLERİ
Yurt dışındaki "sıradan ama topluma açık ve çok
yararlı spor alanları ve tesislerini" görünce, Türkiye’deki sözümona
topluma açık ama göstermelik belediye ve parti propagandası amaçlı spor alanlar
ile sadece endüstriyel spora hizmet eden üç beş spor tesisine bakıp kahrolmamak
mümkün değil.
Mevcut iktidarın spor alanları ve tesislerine bakış
açısını Erzurum'a yaptığı ve olağan üstü bir propaganda ile takdim ettiği
milyon dolarlık kış spor tesislerinin gerekli mühendislik ve mimarlık projelendirmesinin
olmaması nedeniyle çökmüş olmasında görebiliriz görmesinde de, asıl vahimi
mevcut iktidarın ve onu var eden zihniyetin spora politikasının cinsiyetçi,
rantçı ve toplumsallık karşıtı yapısıdır.
Son on yılın sportif yapılanması ve süreci iyi analiz
edildiğinde okullardaki sportif etkinlikler ölçeğinde olsun, kulüpler ölçeğinde
olsun spor yapan kız çocuklarının sayısı konusunda ciddi azalmanın olduğu
görülecektir. Yine spor alanları ve tesislerinin amaç ve işlevleri analiz
edildiğinde ise spor yapan nüfusun ülke nüfusuna oranla artmasını hedefleyen
bir stratejinin ilkesel olarak göz önüne alınmadığı sonucuna ulaşabilirsiniz. Tüm
bunlara ilaveten spor alanları ve tesislerinin rantçı bir anlayış ile hem
iktidarın devamını sağlayacak şekilde hem de belirli bir sermaye grubu
oluşturmayı sağlayacak biçimde ihale edildiği gerçeğini de görebilirsiniz.
Şatafatlı törenler ile açılan ama spor yapmak isteyen
insanların çoğu zaman giremediği ve yararlanamadığı spor tesislerinin
"Türkiye Sporunun" uluslararası boyutta ne işleve sahip olduğunu
anlayamamak ne denli normalse, bu ülkenin
"terk edilen devletçi spor politikasının" yerine ikame edilen
"liberal spor politikasının" spor ağababaları, spor tefecileri ve
spor rantçıları yaratmaktan başka bir sonuç üretmediğini son 30 yıldır en acı
şekilde görüyor ama anlamıyor olmak da o denli normaldir. Üstelik bu normallik
sayıları neredeyse yüze yaklaşan spor yüksekokullarında yer alan ve sayıları
binleri bulan spor bilimi uzmanlarının yer aldığı bir Türkiye’de
gerçekleşmektedir. Çünkü “spor bilimi uzmanlığını” da iktidar koşutluğu ve
mevcut düzenden beslenen liberal/kapitalist yaklaşımların sporda özelleştirmeci
ve yarışmacı anlayışın bir sonucu olarak toplumcu/devletçi ve eğlence ve sağlık
için spor anlayışından bir içerikle dizayn ederseniz, eleştirel spor
bilimciliğini yok ederseniz. Belki nicel olarak spor adamınız çoğalır ama
nitelik olarak aynı şeyi düşünen ve söyleyen spor adamlarınız olur.
Türkiye'deki tüm spor tesislerinin ne kadarının devlet
eliyle yapıldığının, ne kadarının liberal spor politikalarının ürünü olan
sermaye gruplarınca yapıldığını analiz ettiğimizde karşımıza ikiyüzlü ve bilimsel
olmayan bir spor politikası çıkmaktadır. 1980 sonrası Özal ve onun ekonomi
politikalarının bir uzantısı ve sonucu olarak ortaya çıkan sporda özerkleşme,
özelleşme ve spor alan ve tesisleri ve işletmeciliği ile ilgili yapılanmalar sanırsınız
ki; sermaye bu alanda yatırımlar yapacak ve ülkeye yeni spor alan ve tesisleri
kazandırırken sporda alanında da bir sıçramaya neden olacaktır. Spor
tesislerinin 1930 ve 1940’lara kadar geriye gitmeyi bırakınız, 1980 sonrası 34
yıllık dönem ile 1980 öncesi 34 yıllık dönemİ karşılaştırıldığında dahi o çok övünülen
sporda sözüm ona özerkliğin, özelleştirmenin yani sporda liberalizm/kapitalizm
modelinin ne denli “kan emici” olduğu bir kez daha ortaya çıkar.
Tamamen halkın
malı olan ve çoğu ağırlıklı olarak 1930-1980 yılları arasındaki 50 yıllık
süreçte inşa edilen tesislerin, sporda devlet politikasının birer ürünü olduğu
ve 1980 den sonra da, çoğunlukla "futbol kulüplerine" peşkeş
çekildiğini ya da gençlik kampları ve benzeri uygulamalar ile atıl duruma
getirildiğini iyi bilmek gerek.
Halkın vergilerinden oluşan devlet sermayesi ile endüstriyel
spor amacına yönelik olmak üzere, özelikle de futbol takımları olan kulüplere
peşkeş çekilen tesislerin, inşaat sektörünün canlandırılması adı altında yeni
sermaye gruplarına sermaye transferi amacı taşıyan ekonomi politikaları, halkın
ücretsiz spor yapma hakkına yönelik alan ve tesisler olmadığını biliyoruz.
Hem ulusal ölçekte profesyonel hem de toplumsal ölçekte
eğlence ve sağlıklı yaşam amaçlı spor politikası stratejilerinden uzak
gerçekleştirilen spor tesisleri konusundaki milyon dolarlık yatırımları merak
edenler, ülkedeki kapalı yüzme havuzlarının, spor salonlarının ve salt futbol
alanlarının nerelere, niçin yapıldıklarına iyi bakmalıdırlar. Söz konusu bu tesislerden
kimlerin, ne ölçüde ve nasıl yararlandığı yanında bu tesislerin işlevselliği ve
stratejik spor politikası açısından gerekliliklerine ve tesislerin bize neler
anlatmak istediğine iyi bakmalıdırlar.
Bu ülke ve bu toplum spor alanlarının ve tesislerinin
yapılanmasında böylesine bir savurganlığı, verimsiz kullanmayı ve
ekonomik/toplumsal amaçsızlığı hak etmiyor.
Etiketler: sor tesisleri, spor alanları



0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa