FUTBOL, OYUN, MÜSABAKA, ÇOCUKLAR VE NE YAPMALI ÜZERİNE....
(Endüstriye
Futbola Karşı Direnmenin Naif Ama Gerçekçi Yöntemleri)
Özellikle çocuklar ve gençler
için müsabaka denilen eylem; Öncelikle oyun demektir. Ya da öncelikle oyun
olmalıdır. Dolayısıyla futbol bir oyun olarak eğlenme / öğrenme, kendini
geliştirme ortamı ve fırsatı olmalıdır.
Müsabaka dediğimiz etkinliklerden
oyunu çıkarırsanız geriye sadece yarışma kalır. Sadece yarışmak insanın
doğasına uygun olmayan bir eylem türü ve zorlama bir etkinliktir.
İnsanlar, özellikle de çocuklar
yarışarak eğlenemezler, yarışırken eğlenenler genel olarak hep üstün olanlar
yani hep kazananlardır. Bu tür eğlenme biçimi ise içinde küçümseme, alay etme,
kendini üstün görme gibi sosyal-patolojik gelişim bozukluklarını içerir ve
üretir.
Bunun doğrusu çocukların
eğlenirken yarışmalarıdır. Buradaki yarışma işin doğası gereği, etkinliğin
ciddiyeti, ilkeleri, kuralları ve asıl içeriği oluşturan eğlence faktörü olan
şekliyle gerçekleştirilen bir yarışmadır. Bu bağlamda futbol altyapı eğitimleri
insan doğasına uygun olmalıdır.
İnsan doğası en saf ve en
bozulmamış haliyle kazanmaya ve kaybetmemeye değil, birlikte güven içinde
yaşamaya ve paylaşmaya programlıdır.
O halde müsabakalar elbette
hayatın bir parçası ve günümüzün bir gerçeğidir. Lakin müsabakaları ne kadar
insancıl ve insan doğasına uygun hale getirirsek hem daha çok, hem daha çabuk
öğrenirken hem da daha eğlenceli bir futbol ile karşılaşırız.
Sokaklarda, tepe eteklerindeki düzlüklerde
veya taşlık arazilerde kendilerine alan yaratarak en güzel dayanışmayı ve imeceyi
yaratan ve sonra da karşılıklı futbol oynayan nesiller iyi bilirler. O
müsabakaların cezbeciliği ve belleklerden silinemeyen izin nedeni mutlak
kazanmak zorunda olunmayan sosyal bir örgütlenmenin ve kolektif bir yaşamın
sağladığı nedenlerden dolayı oyunun doğasındaki içtenliğin oynayanlara aynen
aktarılıyor oluşudur. Oyunlar gerçekten içtendirler. Oynayanların içten olup
olmamaları oyunu etkiler. Oynayanların içten olup olmamaları ise oynayanların
neden ve niçin oyun oynadıkları ile yakından ilgilidir.
Rekabeti ne kadar çok
arttırırsanız, karşınızdakine karşı hisleriniz de o kadar çok değişmeye ve
olumsuzlaşmaya başlar. Çünkü artık iş
kazanmak üzerine programlanmış duygu ve düşünce ve davranışlardan
ibarettir. Oyunu bir tarafa koyar,
kazanmaya ya da kaybetmemeye odaklanırsınız. Oyunu bir tarafa bırakmak demek
daha az eğlenmek demektir. Ya da daha kötüsü “eğlenmeyi sadece kazanmak olarak
tarif etmek ve hissetmeye başlamak” demektir.
Futbolu müsabaka olmaktan daha çok
bir oyun olmasını sağlayamadığımız sürece futbol ve onun etki alanındaki
aktörler zarar görmektedirler. Öncelikle çocuklar ve gençler bu durumdan en çok
etkilenenlerdir. Antrenörlerin, yöneticilerin ve taraftarların acımasız ve mutsuz
oluşları yanında amaç olan insanın araç haline geliyor olması asıl sorunsal
olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü oyundan ne kadar uzaklaşır, müsabakaya ne
kadar çok yaklaşırsak ruhsuz ve mekanik bir futbol ile karşılaşırız.
İşte bu futbol onların futboludur.
Halkın değil. Onlar futbolu sadece oyun olarak sevmez ve istemez. Çünkü sadece
oyun olan futbol onlar için yeterli, gerekli ve işlevsel değildir.
Bugün futbol hala yaşıyor ve
seviliyor ise nedeni futbolun asıl ruhu olan "oyunun" bir türlü alt
edilemiyor oluşundandır. “Önce insan” ve “önce oyun” anlayışını yan yana
getirdiğimizde futbolu tekellerin ve finans kapitalin elinden almak kolay değil
ama mümkündür.
Peki bunun için ne yapmalı?
İşe takım tutmaktan vazgeçmekten
başlanmalı… Televizyonda tüketim
malzemesi olarak izlenen futbolu reddederek, futbol eksenli spor kulüpleriyle
olan taraftar aidiyetten vazgeçip, futbolu bulduğumuz her boş alanda hepimiz
için katılımlı bir eğlence, birlikte olabilme ve bir şeyler yapabilme becerisi
ve oyuna sahip çıkma eylemi olarak yeniden keşfetmeye başlamalıyız... Yaşımız
izin vermiyorsa ve işimiz ve ilgimiz buysa, çocuk ve gençleri finans-kapitalin
futbolundan kurtarıp, geçmişimizin ama asıl olarak da geleceğimizin futboluna
yönlendirmeye çalışmalıyız… Köy futbolu, okul futbolu, mahalle futbolu, semt
futbolu bağlamında sağlıklı bir yaşam için fiziksel aktivite, bireysel ve
toplumsal dinamizm/üretkenlik aracı haline getirmeliyiz.
Aslında biraz gerilere doğru
gittiğimizde belli dönemlerde “sosyal devlet” işleyişinin gereği olarak futbol böyleydi.
Sosyalizm deneyimlerini incelediğimizde futbolu öncelikle bir oyun olarak
algılandığı ve kullanıldığı görülür. Elbette sınıf mücadeleleri ve bağımsızlık/uluslaşma
süreçlerinde futbolu bir karşı duruş ve örgütlenme aracı olan futbol aynı
zamanda faşizmin apolitik toplumsal bir yapı inşasının en kullanışlı
araçlarından biri haline gelmiş fenomen bir “oyundur”… Günümüz Türkiye’sinde
belki de literatürlere dini bir yapılanmanın futbol ile ilişkisi bağlamında ilk
kez girecek olan işbirlikçi, tetikçi, gerici ve piyasacı FETÖ örgütünün futbol
ile ilişkisi de boşuna ve amaçsız değildir.
Tüm bunları bir yana bırakarak ya
da bırakmadan baktığımızda içinde bulunduğumuz süreçte bu ülkede futbolu ya
yeniden yorumlayarak ona sahip çıkmanın yollarını aranacak ya da futbol en
doğal ve en kullanışlı eğitsel ve sosyal bir araç olarak yeniden keşfedilerek ona
sahip çıkılacaktır. Aslına bakarsanız çocuk, genç ve hatta büyüklerin ihtiyacı
öncelikli olarak futbol değil oyundur. Bu bağlamda günümüzde endüstriyel futbol
karşıtlarının çıkış noktası futbol oyunu değil, oyun futbolu felsefesine
yönelik pratiklerin ve alternatiflerin geliştirilmesi olmalıdır.
Futbolu kulüplerin tasarrufuna
hapseden ve kulüp tekelleri yaratarak bu oyuna katılabilmek için ya “en iyi”
olmak zorunda olunan ya da “izlemek ile yetinilen” bir futbol dünyasını yıkmak
gerekmektedir. Futbol geleneksel-evrensel
bir oyundur ve geleneksel oyunlar her yerde, her zaman ve isteyen herkesin
oynamaya hakkı olduğu oyunlardır. Bu ilkeden hareketle mücadele argümanını geliştirmek
ve bu oyunu paralı halı sahalardan kurtarmakla işe başlama gerekir.
Çünkü futbol artık kapitalizmin
futbol finansının, finans futboluna dönüştürdüğü oyun olmaktan tamamen çıkarılmış,
sadece adına takım denilen grupların strateji savaşlarına dönüşmüş ve en
güçlülerin seçildiği gladyatörlerden oluşan grupların kazandığı savaşlar olarak
bambaşka bir olguya dönüşmüştür.
Küçücük çocukların ve gençlerin futbol
rol modelleri asla ulaşamayacakları birer hayalet futbol savaşçıları olmuşlar
ama buna karşın gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerdeki çocukların futbolcu
olma umutları ve hayalleri futbol tacirlerinin neredeyse futbolcu köleliğine
varan sömürü düzeninin yeni işkolu haline getirilmiştir.
Son söz olarak tekrar oyun ve
insan ilişkisine dair söylenmesi gereken kritik cümle “spor ve onun bir
uygulaması olan futbol amacı kendisi olan eylem biçimi olarak oyun” kimliğine
dönüştürülmelidir” Futbolun insana ve insanın çocuk ruhuna uygunluğu korunmalı,
çocuklar ve gençler doğalarına en uygun futbolu “sadece oynamalıdırlar”.
Oyun, oyun olarak oynandığı
sürece hem güzel, hem eğlenceli, hem yararlı ve hem de insanın kendisine
dönüşüdür.
http://sendika10.org/2016/09/futbol-oyun-musabaka-cocuklar-ve-ne-yapmali-uzerine-ismail-topkaya/
Etiketler: Oyun, Toplumcu Futbol



0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa