Maradona'nın bir kez daha gösterdiği
Bazı oyuncular için “oyun zekası” yüksek denilerek
tanımlanan ama aslında öyle bir zekanın olmadığı, bilişsel ve motor özelliklerin
bileşkesi şeklinde özgün, bağımsız ve çok yönlü çalışmalar ile yeteneğe dönüşen
“kognitif” ve “koordinatif” yetilerin gelişmiş ve geliştirilmiş olmasıyla ile ilgilidir.
Genetik ve ama asıl olarak çevresel etkilerin/eğitim çalışmalarındaki deneyimlemelerin
ve içsel geribildirime dayalı tekrar deneyimlemelerin sonucu geliştirilebilen
davranışlar/teknik özellikler olarak tanımlanması gereken “oyun becerilerinde
ustalık ve farklılıklaşma” olarak tanımlanmalıdır.
Maradona ve türevleri şeklinde ifade edeceğimiz tüm
özellikli oyuncuların hepsi var olan yetilerini yeteneğe dönüştürürlerken daha
özgür, daha bağımsız davranabilmiş ve bu nedenle de çok yönlü gelişim olanağı
ve fırsatı bularak, ayrıksı ve özel olmayı başarmış oyunculardır.
Gelelim Maradona ile ilgili ve Maradona’dan hareketle
işin teknik analiz kısmı dışındaki bölümüne. Yazının başlığını da oluşturan
Maradona’nın giderken bir kez daha gösterdiği şey aslında bilindik bir şey.
Sporda psikososyal alanlar ve sosyoloji ile ilgili herkesin mutlaka bildiği bu
şey; “Futbolun sadece futbol olmadığına” ilişkindir.
Özellikle futbol başta olmak üzere, belli alanlarda
çok iyi veya mükemmel düzeyde iyi iseniz, güçlü iseniz veya farklı iseniz "krediniz" asla bitmiyor... Örneğin
uyuşturucu, istismar, doping gibi spora hiç yakışmayan davranışlar dahi
kredinizin tükenmesine neden olmuyor veya olamıyor. İşte bu yapı ve anlayış,
bir şekilde, piyasa ve düzenin de buna uygun olması nedeniyle, spor ve özellikle futbol insanları daha
hırslı ve daha acımasız yapabiliyor. Çünkü bir şekilde en başarılı, en iyi, en güçlü
ve en görünür olmak için her şeyi deneyebiliyorlar.
Çok daha önemlisi diğer değerlendirmeye gelirsek, “Futbolun
sadece futbol olmamasının” ardında yatan başka önemli bir konu da halkların,
alt ve orta sınıfın insanlarının sadece bu oyunu ve oyuncuyu seviyor olmaları ile
değil, bu oyunun ve bu oyunun oyuncuları üzerinden dünyadaki varlıklarını
anlamlandırmaya çalışmaları ile ilgili olsa gerekir.
İnsanlar kendilerini, düşüncelerini, hayattaki
başarısızlıklarını, ezilmişliklerini ve haksızlıklara karşı koyuşlarını bir
kişi üzerinden haykırmaya ve belki de telafi etmeye çalışırlar. Ki bu insanlar genellikle
orta ve alt sınıf insanlarıdırlar. Orta ve alt sınıf insanları, haliyle orta ve
alt sınıfın sporlarından birisi ve en etkilisi olan futbolu ve futbol
aktörlerini seçerler... Çünkü seçtikleri oyun kendi oynadıkları oyun,
seçtikleri kişi de kendi sınıflarından “en iyi” olan birisidir. Onun üzerinden
tüm varoluşlarını anlamlandırmaya ve bir şekilde “var olmalarının dayanılmaz
hafifliğini” algılamaya ve yaşamaya çalışırlar.
Maradona işte böyle bir figürdür. Asi, kavgacı, aklına
geleni söyleyen, isyankâr ama "başarılı"... Başarılı ve hem başarılı
hem halkın doğrudan karşı çıkamadığı, adil olmayan düzene ve o düzenin
yasalarına kafa tutarak ve kafa atarak ve hatta gerekirse kokain dahi kullanarak
karşı çıkan bir “sınıfdaş”…
Yeryüzünde futbolun sadece futbol olmadığına dair o
kadar çok örnek var ki... Yönetenlerin ve egemenlerin dünyayı ve ülkeleri istedikleri
şekilde yönetme ve sömürme aracı olarak kullanılmasından tutunuz, işçi
sınıfının tarihte sendikal örgütlenmelerindeki işlevselliğine kadar. Onun
içindir ki, özelikle futbol sermaye için vazgeçilmez, halkların ve sınıfların
ise bir şekilde kendilerini ifade ettikleri bir spordur. Bazı futbolcuların
tarihe mal olmaları sadece oynadıkları futbol ile sınırlı değildir. Evet o
denli "iyi oyuncu" olmasalardı rol model alınmayacaklar, idol
olamayacaklardı ama onların çok önemli birer figür olarak tarihe kayıt düşülmüş
olmalarına neden olan asıl şey, sınıflarının ve halklarının insanları
tarafından bir karşı çıkış olarak "seçilmişler" olmalarıdır.
Unutmayalım ki; halklar ve sınıflar yanlış veya doğru
olarak seçtiklerini sadece seçilenin özellikleri dolayısıyla değil, onlar üzerinden
kendilerini görmek istedikleri için seçerler. Maradona’da uluslararası düzeyde kabul
görmüş olmasının nedeni sadece futboldaki büyüklüğü değil, “ne yapmış olursan
ol, sen bizdensin, “içgüdüsel sınıf
duygusu”dur…
Bazen aktörler kendilerine yüklenen anlamları hak ediyor veya etmiyor
olabilirler. Bu başka bir tartışma konusudur. Burada yaşadığımız ve yaşayarak
öğrendiğimiz asıl şey yüklenen anlamların kimler tarafından, neden ve niçin
yüklendiğine ilişkindir.
https://sendika.org/2020/12/maradonanin-bir-kez-daha-gosterdigi-602944/#more
Etiketler: MARADONA 2, maradona ve sınıf bilinci, maradona ve solculuk


