TFF VE 2015-16 SEZONUNDA FUTBOLDA YENİ DÜZENLEMELER
TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU'NUN
2015-16 SEZONUNDAN İTİBAREN
UYGULAMAYA KOYACAĞI YENİ DÜZENLEME ÜZERİNE BİR
DEĞERLENDİRME
Kendi ifadeleri ve bazı medya haberlerinde "Futbolda Devrim" ya da "Futbolda Devrim Yaratacak Kararlar" olarak ifade edilen yeni düzenlemenin öyle ifade edildiği gibi bir devrim değil, bir reform dahi olmadığı ve olamayacağı çok yakında görülecektir.
Devrim sistemi değiştirmek, reform ise sistemi düzenlemek, onarmak ve daha işler hale getirmektir. Yeni düzenleme incelendiğinde ne sistemi değiştirecek, ne dönüştürecek ne de dahi işler hale getirecek her hangi bir düzenleme söz konusu değildir.
Yabancı oyuncu kontenjanının arttırılma ihtiyacı konusunda üç, beş takım dışında diğer tüm takımlar yabancı kontenjanlarını doldurmuşlar mıdır ki, 14 yabancı oyuncu serbestliği ihtiyacının giderilmesi düzenlemesi Türkiye futbolunda bir devrim olsun?
Ya da tüm profesyonel liglerde oynayan oyuncuların çoğu yerli değil midir ki; süper ligin 18 kişilik maç kadrosunda 2 altyapı oyuncusu, 4 yerli ve 1 yerli kaleci oyuncu kuralı futbolda nasıl bir sıçrama yaratabilir ki bunun adı devrim olsun?
Aslında "Futbolda Devrim" daha başka bir şeydir. Ama biz oraya hiç girmeden, TFF nin kendi mantığı açısından dahi baksak, söz konusu düzenlemeler ile iddia edildiği üzere devrim gibi bir yenilik, bir gelişim ve bir farklılık sağlamayacaktır.
Çünkü;
1. İnce detaylar ve ayrıntıların henüz bilinmediği, kabaca genel çerçevenin çizildiği söz konusu yeni düzenleme TFF web sayfasında da ayrıntılı biçimde yer almamaktadır. Büyük ihtimaldir ki; kervan yolda düzülecektir. Yani her durumda ve olumsuzlukta yeni bir kural ve düzenleme yapılacaktır. Hal böyle olunca yapılan düzenlemenin öyle sanıldığı gibi evrensel ve stratejik bir temel formasyonu söz konusu değil gibidir.
2. Bilindiği üzere yeni düzenlemenin en önemli amacı ve içeriği yabancı oyuncu düzenlemesidir. Yabancı oyuncu sayısı 14 olmuştur. 18 kişilik maç kadrosunda 11 yabancı olabilecektir ve aynı anda sahada bulunabileceklerdir.
TFF başkanının deyimi ile bu bir "yerli oyuncu" düzenlemesidir derken,
aynı anda 11 yabancı oyuncunun sahada yer aldığı bir düzenleme nasıl oluyor da "yerli oyuncu için bir düzenleme" oluyor anlamak çok zor gerçekten.
3. 18 kişilik maç kadrosunun 7 sinin yerli olması koşul eğer yerli oyuncuyu desteklemek anlamına geliyorsa, aynı anda 11 yabancı oyuncunun sahada olması düzenlemesi neyi ve neleri desteklemek anlamına geliyor?
(Bunu söylerken yabancı kısıtlamasını savunmayı değil, yerli oyuncu destekleme anlayışı bunun neresinde tutarsızlığını vurgulamaya çalışıyorum).
4. Toplam 28 oyuncunun 14 yabancı oyuncusundan geriye kalan 14 yerli oyuncusunun 2'sinin altyapıdan, 4'ünün de Türkiye'de yetişmiş olması kuralı öyle sanıldığı ya da düşünüldüğü gibi yerli oyunculara ve dolayısıyla ALTYAPILARA VERİLEN ÖNEM VE DEĞER anlamına gelmemelidir. Şu iyi bilinmelidir ki; yabancı futbolcu yasağı ya da serbestliğinin altyapılar ve altyapılardan oyuncu yetiştirme ile doğrudan hiç bir ilgisi yoktur. Olmadığı Almanya ve bir çok futbol ülkesinde sabittir.
Yerli oyuncu ile ilgili 1 kaleci, 2 altyapı,4 yerli toplam 7 oyuncu kuralı koymak, yerli oyuncuyu dolgu malzemesi olarak kullanmaktan başka bir şey ifade etmez ve etmediği de görülecektir.
5. Yabancı oyuncu serbestliği veya artışı ile ilgili düzenleme büyük kulüpleri diğer kulüplerden daha ayrıcalıklı hale getirmeye ve eşitsiz koşullar altında yarıştırmaya daha fazla katkı sağlayacak bir düzenlemedir.
6. İngiltere yabancı oyuncular ile ilgili yaşadığı sıkıntıları aşmak için yabancı oyuncu kısıtlamasını değil, kaliteli oyuncu için "çalışma izni" uygulaması yapan bir ülkedir. Bunun yanı sıra nitelikli oyuncu yetiştiremiyor olma nedenleri ve çalışmaları peşinde olan da bir ülkedir. Ki İngiltere onlarca genç oyuncuyu Premier ligde oynatabilecek kadar da altyapısı iyi olan bir ülkedir. Ama buna karşın bakınız hala sorunu ve çözümlerini nerede arıyorlar?
7. Almanya ve İspanya ise yine yabancı-yerli oyuncu durumunu tartışmak yerine rekabet edebilen kaliteli/nitelikli oyuncu yetiştirme modelini benimsemiş, rekabet edebilen oyuncular yetiştirmeyi model almış önemli iki futbol ülkesidir.
8. Kısaca TFF eğer bir "Futbol Devrimine" imza atmak istiyorsa, BUNUN ÖN KOŞULU üstyapılarda adil, eşitlikçi, denetlenebilir, hesap verebilir ve nitelikli genç oyunculara açık kulüplerden oluşan bir lig yapısı ve her açıdan suiistimale kapalı yarışma ortamları hazırlamak olmalıdır. Çünkü üstyapının değerleri ne kadar insani ve adil ise altyapının değerleri o kadar amaca yönelik anlamlı olur.
9. Asıl "Futbol Devrimi" ise kulüplerdeki altyapı eğitimleri koşullarını mükemmelleştirecek kurumsallaşmayı sağlamaktır. Bu anlamda öncelikli olarak "NİTELİKLİ EĞİTİCİ ANTRENÖR" yetiştirme programını ve koşullarını hayata geçirmektir. Çünkü nitelikli oyuncu yetiştirebilmenin en önemli ayaklarından birisi NİTELİKLİ EĞİTİCİ ANTRENÖRLERİN varlığı ve sürdürülebilir devamlılığıdır.
10. Nitelikli altyapı antrenörleri programının iki ayağından birisi ise, tatmin edici maaş alan, özlük hakları açısından sıkıntısız, işi sadece altyapı eğitimi olan kişilerden oluşmasının sağlanmasıdır. İkincisi ise altyapının kendi içinde sınıflandırılmış bir "altyapı antrenörlüğü statüsünü" oluşturmaktır. Altyapı yaş grupları antrenörlüğü yanı sıra, stajyer altyapı antrenörlüğünden başlayıp, altyapı baş antrenörlüğüne kadar uzanan bir antrenörlük statüsü hem altyapı antrenörlüğünün gelişimi hem de işlevselliğini arttıracaktır.
Futbolda önemli bir pazar, bir ülke ve bir ekol olan İngilizler dahi sonunda Avrupa ve dünya futbolunu etkileyen iki futbol ülkesi olan İspanya ve Almanya modellerini inceleyip, sorunlarının "kalifiye yetiştirici eksikliği" olduğunu saptamış oldukları halde, bizimkiler ise sanki futboldaki geri kalmışlığımızın nedeni yabancı sayısı kısıtlaması ya da serbestliği ile ilgiliymiş gibi tamamen pazar olmaya ve palyatif çözümler üretmeye dönük temelde ise kendi devamlılıklarını sağlayacak finans kapitalin önerdiği "projeler" peşindedirler.
Bu arada "amatör futbol" ve "futbolun amatörlüğü" konuları ile süper lig dışında diğer ligler ile ilgili sorunların çözümüne yönelik bir çalışmanın olmaması ise derdin ülke futbolunu uluslararası düzeye taşımak olmadığını ortaya koyar niteliktedir.
Kendi ifadeleri ve bazı medya haberlerinde "Futbolda Devrim" ya da "Futbolda Devrim Yaratacak Kararlar" olarak ifade edilen yeni düzenlemenin öyle ifade edildiği gibi bir devrim değil, bir reform dahi olmadığı ve olamayacağı çok yakında görülecektir.
Devrim sistemi değiştirmek, reform ise sistemi düzenlemek, onarmak ve daha işler hale getirmektir. Yeni düzenleme incelendiğinde ne sistemi değiştirecek, ne dönüştürecek ne de dahi işler hale getirecek her hangi bir düzenleme söz konusu değildir.
Yabancı oyuncu kontenjanının arttırılma ihtiyacı konusunda üç, beş takım dışında diğer tüm takımlar yabancı kontenjanlarını doldurmuşlar mıdır ki, 14 yabancı oyuncu serbestliği ihtiyacının giderilmesi düzenlemesi Türkiye futbolunda bir devrim olsun?
Ya da tüm profesyonel liglerde oynayan oyuncuların çoğu yerli değil midir ki; süper ligin 18 kişilik maç kadrosunda 2 altyapı oyuncusu, 4 yerli ve 1 yerli kaleci oyuncu kuralı futbolda nasıl bir sıçrama yaratabilir ki bunun adı devrim olsun?
Aslında "Futbolda Devrim" daha başka bir şeydir. Ama biz oraya hiç girmeden, TFF nin kendi mantığı açısından dahi baksak, söz konusu düzenlemeler ile iddia edildiği üzere devrim gibi bir yenilik, bir gelişim ve bir farklılık sağlamayacaktır.
Çünkü;
1. İnce detaylar ve ayrıntıların henüz bilinmediği, kabaca genel çerçevenin çizildiği söz konusu yeni düzenleme TFF web sayfasında da ayrıntılı biçimde yer almamaktadır. Büyük ihtimaldir ki; kervan yolda düzülecektir. Yani her durumda ve olumsuzlukta yeni bir kural ve düzenleme yapılacaktır. Hal böyle olunca yapılan düzenlemenin öyle sanıldığı gibi evrensel ve stratejik bir temel formasyonu söz konusu değil gibidir.
2. Bilindiği üzere yeni düzenlemenin en önemli amacı ve içeriği yabancı oyuncu düzenlemesidir. Yabancı oyuncu sayısı 14 olmuştur. 18 kişilik maç kadrosunda 11 yabancı olabilecektir ve aynı anda sahada bulunabileceklerdir.
TFF başkanının deyimi ile bu bir "yerli oyuncu" düzenlemesidir derken,
aynı anda 11 yabancı oyuncunun sahada yer aldığı bir düzenleme nasıl oluyor da "yerli oyuncu için bir düzenleme" oluyor anlamak çok zor gerçekten.
3. 18 kişilik maç kadrosunun 7 sinin yerli olması koşul eğer yerli oyuncuyu desteklemek anlamına geliyorsa, aynı anda 11 yabancı oyuncunun sahada olması düzenlemesi neyi ve neleri desteklemek anlamına geliyor?
(Bunu söylerken yabancı kısıtlamasını savunmayı değil, yerli oyuncu destekleme anlayışı bunun neresinde tutarsızlığını vurgulamaya çalışıyorum).
4. Toplam 28 oyuncunun 14 yabancı oyuncusundan geriye kalan 14 yerli oyuncusunun 2'sinin altyapıdan, 4'ünün de Türkiye'de yetişmiş olması kuralı öyle sanıldığı ya da düşünüldüğü gibi yerli oyunculara ve dolayısıyla ALTYAPILARA VERİLEN ÖNEM VE DEĞER anlamına gelmemelidir. Şu iyi bilinmelidir ki; yabancı futbolcu yasağı ya da serbestliğinin altyapılar ve altyapılardan oyuncu yetiştirme ile doğrudan hiç bir ilgisi yoktur. Olmadığı Almanya ve bir çok futbol ülkesinde sabittir.
Yerli oyuncu ile ilgili 1 kaleci, 2 altyapı,4 yerli toplam 7 oyuncu kuralı koymak, yerli oyuncuyu dolgu malzemesi olarak kullanmaktan başka bir şey ifade etmez ve etmediği de görülecektir.
5. Yabancı oyuncu serbestliği veya artışı ile ilgili düzenleme büyük kulüpleri diğer kulüplerden daha ayrıcalıklı hale getirmeye ve eşitsiz koşullar altında yarıştırmaya daha fazla katkı sağlayacak bir düzenlemedir.
6. İngiltere yabancı oyuncular ile ilgili yaşadığı sıkıntıları aşmak için yabancı oyuncu kısıtlamasını değil, kaliteli oyuncu için "çalışma izni" uygulaması yapan bir ülkedir. Bunun yanı sıra nitelikli oyuncu yetiştiremiyor olma nedenleri ve çalışmaları peşinde olan da bir ülkedir. Ki İngiltere onlarca genç oyuncuyu Premier ligde oynatabilecek kadar da altyapısı iyi olan bir ülkedir. Ama buna karşın bakınız hala sorunu ve çözümlerini nerede arıyorlar?
7. Almanya ve İspanya ise yine yabancı-yerli oyuncu durumunu tartışmak yerine rekabet edebilen kaliteli/nitelikli oyuncu yetiştirme modelini benimsemiş, rekabet edebilen oyuncular yetiştirmeyi model almış önemli iki futbol ülkesidir.
8. Kısaca TFF eğer bir "Futbol Devrimine" imza atmak istiyorsa, BUNUN ÖN KOŞULU üstyapılarda adil, eşitlikçi, denetlenebilir, hesap verebilir ve nitelikli genç oyunculara açık kulüplerden oluşan bir lig yapısı ve her açıdan suiistimale kapalı yarışma ortamları hazırlamak olmalıdır. Çünkü üstyapının değerleri ne kadar insani ve adil ise altyapının değerleri o kadar amaca yönelik anlamlı olur.
9. Asıl "Futbol Devrimi" ise kulüplerdeki altyapı eğitimleri koşullarını mükemmelleştirecek kurumsallaşmayı sağlamaktır. Bu anlamda öncelikli olarak "NİTELİKLİ EĞİTİCİ ANTRENÖR" yetiştirme programını ve koşullarını hayata geçirmektir. Çünkü nitelikli oyuncu yetiştirebilmenin en önemli ayaklarından birisi NİTELİKLİ EĞİTİCİ ANTRENÖRLERİN varlığı ve sürdürülebilir devamlılığıdır.
10. Nitelikli altyapı antrenörleri programının iki ayağından birisi ise, tatmin edici maaş alan, özlük hakları açısından sıkıntısız, işi sadece altyapı eğitimi olan kişilerden oluşmasının sağlanmasıdır. İkincisi ise altyapının kendi içinde sınıflandırılmış bir "altyapı antrenörlüğü statüsünü" oluşturmaktır. Altyapı yaş grupları antrenörlüğü yanı sıra, stajyer altyapı antrenörlüğünden başlayıp, altyapı baş antrenörlüğüne kadar uzanan bir antrenörlük statüsü hem altyapı antrenörlüğünün gelişimi hem de işlevselliğini arttıracaktır.
Futbolda önemli bir pazar, bir ülke ve bir ekol olan İngilizler dahi sonunda Avrupa ve dünya futbolunu etkileyen iki futbol ülkesi olan İspanya ve Almanya modellerini inceleyip, sorunlarının "kalifiye yetiştirici eksikliği" olduğunu saptamış oldukları halde, bizimkiler ise sanki futboldaki geri kalmışlığımızın nedeni yabancı sayısı kısıtlaması ya da serbestliği ile ilgiliymiş gibi tamamen pazar olmaya ve palyatif çözümler üretmeye dönük temelde ise kendi devamlılıklarını sağlayacak finans kapitalin önerdiği "projeler" peşindedirler.
Bu arada "amatör futbol" ve "futbolun amatörlüğü" konuları ile süper lig dışında diğer ligler ile ilgili sorunların çözümüne yönelik bir çalışmanın olmaması ise derdin ülke futbolunu uluslararası düzeye taşımak olmadığını ortaya koyar niteliktedir.
Etiketler: Futbolda yeni düzenlemeler, TFF, Yabancı oyuncu



0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa