16 Mayıs 2018 Çarşamba

Lumpen Futbol Düzeni

2018 yılının mayısı... 0-0 biten Sivasspor-Başakşehir maçında Arda Turan’nın yeni bir marifeti ile gündeme gelen, yeni futbol düzeninin meşhur çocukları, bir kez daha gösterdi ki, Türkiye’de futbol çok ciddi şekilde ele alınması ve önemli düzenlemeler yapılması gereken gereken niteliksiz bir işleyişe sahiptir.
Bilmem kaçıncı kez ve genelde aynı futbolcuların baş aktör olduğu söz konusu Arda Turan vakası özelinde ifade etmek gerekirse, bu sakilliği, bu külhanbey tavırları, bu kabalığı, bu kural tanımazlığı, bu kendini bilmezliği ve bu cehaleti açıklayabilecek yapı ve kültürü açıklamak için üç cümle yeterlidir.

“Bana bir şey yapamazlar”, 

“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” 

ve “Sen kimsin?”

Güçlü olanın ayrıcalıklı olduğu, ayrıcalıklı olanın güçlü olduğu her düzen bu tür sapkın davranışlı kişilikler yaratır.
Para, şan, şöhret ve ilişkiler kimseyi ayrıcalıklı kılmaz.
Örneğin Almanya’da Bayern Münih kaptanı Müller, İngiltere’de Muhammet Salah, İspanya’da Messi bırakın her maçta ağzından köpükler saçarak rakip oyuncuları ve hakemleri itip kaksınlar bakalım bakalım neler oluyor…
Mesele düzenin kurallarının herkese eşit uygulanmıyor olmasıyla ve görmezden gelinerek “idare” edilmesiyle ilgilidir.
Emre Belözoğlu, Arda Turan ve benzerleri bir ekolün çocuklarıdırlar. Bu ekol mafyöz ilişkilerin futbola sirayet etmesi sonucu gelişen ve yerleşen “külhan” ekolüdür. Geçmişte çok olmamakla beraber dönem dönem ortaya çıkan bir seyir izleyen bu yapı, günümüzde bu iki oyuncuyla farklı bir boyut kazanmıştır.
Bu tip futbolcular Türkiye futbol üstyapısı adına, futbol altyapılarına olumsuz örnek teşkil eden ve futbolu giderek daha da çirkinleştiren futbolculardır.
Büyük paralar kazanıyor olmak, birilerine yakın olmak, hatta bir çok taraftarı ve seveni olmak hiç kimseyi kural, kanun ve işleyişin dışına çıkma hakkı vermez.
Bakınız 34 yaşında takımından ayrılacağını basın toplantısı yaparak açıklarken ağlayan ve altyapılar dahil futbol hayatının tamamında böylesi bir çirkinliğin yüzde birini yapmamış olan ve şimdilerde, üstelik bu yaşında 85 milyon euro’ya imza atan Iniesta’yı bu kadar para, şöhret, kendine özgü taraftar şımartmıyorken, bizimkilerin şımarıklığı da çok aşan bu tür terbiyesizliklerinin tek bir açıklaması var: Futbol düzeninin bozukluğu, adaletsizliği ve kayırma kültürü..

Bu bozuk futbol düzeninde, altyapıdaki çocuklara ve gençlere “dürüst olun”, “kurallara uyun”, “efendi olun”, saygılı olun” desen ne olur? demesen ne olur?

Çünkü olumlu, adil, ahlaklı, dürüst olanın kaybettiği bir düzende; yapmayanın ise el üstünde tutulduğu bir sistemde çocuklar ve gençlerin kafası karışacak, gerçek ile olması gereken arasında tercihlerini gerçekten yana kullanacaklardır.
Çünkü hayatın gerçekleri, hayata ilişkin olması gereken gerçeklere her zaman baskın gelir ve insanı dönüştürür.
Bunu önlemenin ve güzelliği hakim kılmanın tek yolu kim olursa olsun; kimin yakını, dostu olursa olsun, nerede olursa olsun “kuralları herkese eşit uygulamaktan” geçer.
Yani hayatı güzel kılacak tek şey herkesi eşit kılmak ve eşit görmektir.

İndigo dergisinde yayınlanmıştır.
İlgili Link:https://indigodergisi.com/2018/05/arda-turan-emre-belozoglu/

Etiketler: ,

ULUSLARARASI PROFESYONEL FUTBOLCULAR (LEJYONERLER) RAPORU VE BİR DEĞERLENDİRME

CIES’in raporuna göre 1 Mayıs 2018 tarihi itibariyle dünyada 12.425 lejyoner futbolcu bulunuyor.
Dünyadaki 93 futbol federasyonunun, 142 liginin, 2.235 takımında 12.425 yabancı futbolcu oynuyor.
Rapora göre dünyadaki futbolcuların %21.2’sini yabancı futbolcular oluşturuyor.
Her takıma 5.6 yabancı futbolcu düşüyor. Yabancı futbolcuların ortalama yaşı 26.8. En genç yabancı oyuncular Avrupa’da oynuyor (26.3). Asya’da oynayan yabancıların ortalama yaşı ise 29.0.
Brezilya bu açıdan en başarılı ülke durumunda.
Dünya üzerinde 1.236 Brezilyalı futbolcu başka ülkelerin liglerinde top koşturuyor. Brezilya’yı Fransa ve Arjantin takip ediyor. Bu üç ülke dünyadaki yabancı oyuncuların yüzde 22.7’sini oluşturyor.
Türkiye^'ye gelince,
Türk futbolcular CIES’in lejyoner futbolcu listesinde ilk 50’de yer almıyor.
Türkiye kökenli Alman futbolcular bu listede Almanya Futbol Federasyonu’na bağlı kulüplerde yetiştikleri için Alman futbolcu olarak görünüyorlar..
Bu yüzden Türkiye’nin Alman futbolcuların en çok gittiği ülke olarak görünmesi sürpriz değil.
Demek ki; Türkiye söz konusu raporun ışığı bağlamında da futbolcu ithal eden, futbolcu pazarı bir ülkedir.
Bunun birini nedeni üstyapı-altyapı ilişkisini rayına oturtamamış olmasıdır.
İkincisi üstyapılardaki anlayış ve işleyiş sağlıksızdır.
Altyapılar sistematik ve tüm çocuk ve gençleri kavrayıcı bir modele oturmamaktadır.
Yarışmacı anlayış, geliştirmeci ve yetiştirmeci anlayış ile yeterince bütünleştirilmemiştir.
Üstyapılar için altyapılar geleceğe yönelik devamlılıkta güvence olarak görülmemektedir.
Federasyonun ilgili yasa ve yönetmeliklerinde yer alan altyapı-üstyapı ilişkisinde, üstyapılarda altyapılardan gelen oyuncuları kadrolarında bulundurma ve oynatma ile ilgili kararları etkili ve bağlayıcı değildir.

Etiketler:

3 Mayıs 2018 Perşembe

Beşiktaş’ın maça çıkmama kararı ve tarihe kayıt düşmek


Beşiktaş için 3 Mayıs 2018 tarihi, istese de istemese bir şekilde tarihe not olarak düşülecektir.
Bu not “boyun eğme” veya “dik durma” bağlamında bir kayıttır ve önemlidir. Bu aynı zamanda Türkiye futbolu için de önemli olabilecek bir tarihtir.
Daha önce de “maç çıkmama” şeklinde bazı tavır ve davranışlar yaşanmıştır. Ama şimdiki “müsabakaya çıkmama” tavrı sadece bir müsabakaya çıkmamadan daha öte bir tavır ve davranış olacaktır. Çünkü “siyaset” ile yakın ilişkilerin bir sonucu olan “siyasetin her türlü baskısına ve yönlendirmesine rağmen” bir maç oynamama durumu ile karşı karşıyayız.
Bu yazı yazıldığında müsabaka saatine daha çok vardı. Muhtemeldir ki karadan “dönmek” de güçlü olasılıklar içindedir.
Maça çıkmama kararına ve uygulamasına ilişkin olarak, söz konusu kararı hayata geçirmek demek, eğer iyi yönetilebilir ve sonuçlarından futbola yönelik kazanımlar elde edilebilecek bir yaklaşım sergilenebilirse, kayıpları yanında kazançları olabilecek bir karadır. İşte bu nedenledir ki; “Müsabakaya çıkmama” kararı bu nedenle tarihsel anlamda başka türlü bir öneme ve değere sahiptir.
Bu mesele, Fenerbahçe-Beşiktaş maçını erteleme ve kaldığı yerden tekrar maçı meselesi değildir artık. Başka bir şeydir.
Çünkü söz konusu mesele, bir müsabakanın tekrar edilmesi veya kaldığı yerden devam ettirilmesi üzerinden haklı olmak veya olmamak meselesini aşmış, siyasetin futbola apaçık ve göz göre göre müdahalesine karşı bir “duruş” meselesi haline gelmiştir.
Tarihsel açıdan kayıt düşme meselesine gelince, bu verdiğin ve aldığın bir kararın ardında durabilmek, direnebilmek ve bedel ödemekten çekinmemek ile ilgili olup, bundan sonrası için Türkiye futbolunu “kendine getirme” açısından bir kırılma veya eşik noktası teşkil edebilir.
Hani vardır ya; “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” diye…
Beşiktaş müsabakaya çıkmazsa çok şey değişmeyecektir elbette. Ama bundan böyle bazı şeyler eskisi gibi olmaması adına bu durum bir örnek vaka olabilir.
Bunun için diğer kulüplerin, diğer futbol kurum ve örgütlerinin dürüst ve samimi olması büyük öneme sahiptir.
Ve bunun için bir de futbolu yönetenlerin, “futbol insanlarının” kişisel ticari ilişkilerini ve kredibilitelerini, kulüp ilişkilerinin önünde tutmamaları, “ticari futbol” denen para yönetimini ticaretin gerçek kurallarına göre ve evrensel boyutlarda düşünebilecek düzeyde davranabilmeleri, popülerlikten uzak gerçek işletme mantığı ve koşullarına göre yönetebilmeleri oldukça önemlidir.
Mirasyedi gibi davranan futbol yöneticilerinin, kasaba esnafı tarzındaki ilişki ve davranışları, siyasetin futboldan seçmen ve itibar devşirme ahlaksızlığı ile birleşince, devlet kaynaklarının birer ticari işletme olan kulüplere dolaylı yollardan kaynak yönlendirebilecek konumu ve tasarrufu esasen futbolun uluslararası boyutta gelişmesine engeldir.
Özetle; Beşiktaş’ın aldığı kararı uygulayabilmesi veya uygulamış olması bu anlamda kendine, diğer kulüplere, federasyona ve siyaset-futbol ilişkilerine yeniden bir yön verme açısından faydalar sağlayabilecek bir etki oluşturabilecektir. Elbette temel mesele spor sistematiği ve futbol düzenidir. Ama sistemi ve düzeni sistemin ve düzenin aktörleri değiştirir, değiştiremezse, reforme eder, reforme edemezse çeki düzen verir. Yapılan her şey, hiçbir şey yapmamaktan her zaman daha iyidir.
Tarihe kayıt düşmek düşülen kaydın ne olduğuna ilişkin olarak iyi veya kötüdür.
Ama kaydı başkaları sizin adınıza düşerse bu iyi değildir.
Kaynak;
http://sendika62.org/2018/05/besiktasin-maca-cikmama-karari-ve-tarihe-kayit-dusmek-ismail-topkaya-490149/

Etiketler: ,