"Zengin
bir kulübü neden yenemeyesiniz ki?
Ben para
dolu bir çantanın gol attığını hiç görmedim."
Johan
Cruyff
Real
Madrid: 1 - Ajax: 4 veya Juventus: 1- Ajax: 2…
Söz
konusu bu müsabaka sonuçları sadece birer müsabaka sonucu değildir.
Bu sonuçlar
aynı zamanda bir futbol ülkesi olmak için, o ülkede önce bir futbol kişiliğinin,
yani kişilikli bir futbol oynuyor ve yönetiyor olmanın gereğidir. Kişilikli
futbol, futbolun tüm gereklerini asgari düzeyde yerine getirebilmek demektir. Ama
bu kadarı yetmez. Kişilikli futbolun ardışık gelişim devamı olması gereken şey,
aynı zamanda bir spor ve futbol kimliği oluşturmaktır. Yani kendine özgü ama
evrensel geçerliliği olan bir spor ve futbol düzeyine ulaşmış olmayı da gerektirir.
Ajax,
Hollanda futbolunun ürünü olan bir kulüp ve takımdır ama aynı zamanda Ajax,
Hollanda futbolunu kuran ve oluşturan bir anlayış ve kurumsallığın yapılarından
da birisidir. Dememiz o ki, bir ülke oynayacağı futbola karar verecek, kulüpler
de o futbolu oynayacak ve geliştirecek diye bir şey olmadığı gibi, bir kulüp oynayacağı
futbola karar verecek, o ülke de, o
futbolu oynayacak ve geliştirecek diye bir şey de söz konusu olamaz. Bunar
eşzamanlı ve eşgüdümlü olan ve sürdürülerek geliştirilen bir futbol
politikasının ürünü ve sonucudurlar.
Ajax’ın şampiyonlar ligi son aşamalarındaki eleme müsabakalarında önce Real Madrid’i,
arkasından Juventus’u eleyerek yarı finale uzanmış olmasından çok daha önemli
olan şey, bir ülkenin spor ve futbol sistematiğini nasıl kurguladığı, yönettiği
ve aynı zamanda onu nasıl geliştirerek sürdürdüğü üzerine olmalıdır.
Ajax
küllerinden yeniden doğuyor gibi görünse de, Ajax hiç sönmemiş bir ateşti.
Çünkü Ajax daha önce inşa edilen ve inşasında bir futbol kültürü olan ve bunu geliştirebilen
ve yaratıcı futbolun en iyi örneklerinden birisi olan bir kulüp ve bir takımdır.
Bu tür kültürler sönmez ve kolay tükenmez.
Herkes bir “Ajax Mucizesinden” söz ediyor. Neden
mucize olsun ki? Mucize kavramı, "akıl yoluyla açıklanamayan, bu yüzden de
Tanrısal bir güç tarafından yaratıldığına inanılan doğaüstü olay veya insanları
hayran bırakan olağanüstü olay ya da şey" diye tanımlanır. Ajax kulübü
futbol takımının, Real Madrid ve Juventus'u eleyip, şampiyonlar ligi yarı finaline
ulaşmış olması, neden akıl yolu ile açıklanamayacak bir şey olsun?
Bu sonuçların ve/ya şampiyonlar ligindeki yolculuğun
söz konusu kulübün geçmişine ve oluşturduğu futbol kültürü ve birikimine
bakıldığında, bir mucize olmadığı görülür. Ajax’ın durumu bir mucize değil,
doğal bir gerçeklik ve olağan bir durumun yeniden yansımasından ibarettir. Asıl
mucize olarak nitelendirilebilecek şey, on yıllar öncesi Ajax diye bir kulübün futbolu
yeniden ele alıp, başka bir futbol kişiliği, kimliği ve kültürü oluşturmuş
olmasıdır.
Ama dediğimiz gibi bu, ülke futbol kişiliği, futbol
kimliği ve futbol kültüründen asla bağımsız olabilecek bir şey değildir. Sadece
kulüpler onun üzerine yeni şeyler ekler veya inşa ederler. Dünyanın önemli ve
değerli "futbol oyun düşünürü" ve "futbol oyun sistemi
yaratıcısı" futbol insanlarını tarayınız, yolunuz mutlaka Hollanda'ya ve
Ajax kulübüne düşecektir.
Ajax mucizesini, salt 2018 - 2019 şampiyonlar ligi son
eleme müsabakalarında 2-1 kaybedilip, rövanşta 4-1 yenerek elediği Real Madrid maçına
veya çeyrek finalde 1-1 berabere kalıp, rövanşta 2-1 kazanarak elediği Juventus
müsabakasına bağlarsak, asıl mucizenin nerede başladığını fark edemiyoruz demektir.
Daha doğrusu sporda mucizelere yer olmadığını henüz tam olarak anlamamışız
demektir.
Ajax kulübüne ilişkin illa ki bir mucizeden söz
edeceksek bunun, örneğin Bosman kuralları veya Bosman
kararları ile ilgili 1995 tarihli Avrupa Adalet Divanının almış olduğu kararın
kulüpleri nasıl etkilediği ile ilişkilendirerek açıklamak mümkün. Söz konusu karara
göre, Avrupa Birliği içinde işçilerin serbestçe dolaşımını ve iş birliği
özgürlüğünü güvenceye alan kararı gereğince, sözleşmesi biten oyuncular serbest
kalma haklarını elde ettiler. Bu özellikle Avrupa futbol sektöründe büyük
değişiklikler yarattı. İnsan hakları ile ilgili olumlu bir gelişme, kapitalist
sistem tarafından yeni bir spor ve futbol düzeni oluşturacak şekilde kullanıldı
ve “endüstriyel futbol” için yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Bu
sayede iyi sporcuların büyük paralar karşılığı durmadan
hareketlendirildiği, bu transfer trafiğinin esasen farklı amaçlar için yeni bir
yöntem olarak da kullanıldığı bir spor düzeni oluştu. Birer yarış atı haline
getirilen, kurumsal aidiyetsiz paralı askerler haline getirilen sporcuların bu
durumdan memnun olduğu bu spor düzeni, tüm iyi sporcuların belli başlı büyük
sermaye ile işbirliği yapan kulüplerde ve takımlarda toplanmasına yol açtı.
İşte Ajax ve diğer bazı önemli Hollanda kulüpleri bazı sermaye gruplarıyla ve
şirketleri ile işbirliği yapsalar da Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve
İtalya merkezli sermaye düzeni ve şirket ilişkili kulüpler ile rekabet edecek
konumda olamadılar ve futbol gösteri dünyasında önde ve popüler olmayı
sürdüremediler.
Geldiğimiz süreçte böylesi bir futbol düzenine karşı,
o düzenin yöntemlerini kendine özgü ve öz yeterliliği ölçeğinde kullanmayı da
ihmal etmeyecek bir şekilde yeniden yapılanan Ajax’ın, esas olarak evrensel
coğrafyaya açılmış özkaynak taraması, yapılanması ve kurumsallaşmış bir altyapı
modeline tekrar dönerek, sermaye düzeninin futboluyla baş edecek konuma ulaşmış
olduğu görünüyor. İşte buradaki mucize diye tanımlanacak durum bu olsa gerekir.
Özetle,
bir ara uluslararası yarışmacı arenada oldukça gerilere düşen ve ticari futbola
yenik düşer gibi olan Ajax, kurtuluşu esas itibariyle özüne ve kulübün ilkesel
yapısına yeniden dönerek başardı.
Buraya
kadar yazılanlar Hollanda ve Ajax özelinde sömürgeci kıta Avrupa’sının,
tarihsel süreçteki Afrika merkezli hammadde ve insan kaynakları sömürüsünden
bağımsız olarak ele alınarak yazılmıştır.
Ama bir
de işin tarihsel süreci ve sömürge ülkeleri ile ilgili yansımaları ve sonuçları
vardır. Tarihsel süreçte Avrupa futbolunun, ülkeler ve kulüpler düzeyinde
geçmiş bazı başarılarında söz konusu sömürgeci işleyişin izlerini görmemek
mümkün değildir.
Kıta Avrupası’nın sömürgeci ülkelerinin çoğu,
sömürdükleri coğrafyaların doğal kaynakları yanında, emek gücünü de ucuza ve
hatta bedavaya kullandılar. Bu durum spora ve futbola da yansıdı. Önce yetenekli
ve genç sporcu adaylarının kulüplerin özkaynakları olarak görülmesi, sporda emek
sömürüsü ile birleşince ortaya geçmiş yakın tarihin kulüp ve takım başarıları
çıktı. Bunun en pratik sonuçlarından birisi fabrikalarda çalıştırılmak üzere
getirilen ve gelmeleri sağlanan göçmen ailelerin “bir işe yaramayan”
çocuklarının kurtuluş ve/ya ıslah yöntemlerinden birisi olan spor, çoğu
sömürgeci Avrupa ülkesinin spor kulübü futbol takımlarında kendini gösterdi.
Geçmiş yakın tarihimizde Hollanda ve Ajax futbolunun ivmelenmesinde bunları da
not etmek, nesnel olmanın bir gereğidir.
Elbette Ajax kulübü özel ve güzel bir kurumdur. Ama
işte o kurumların ve diğer tüm sömürgeci Avrupa spor kurumlarının geçmişe
ilişkin karanlık ve acımasız bir dünya ile dolaylı da olsa bir bağları olduğu unutulmamalıdır.
Lakin Ajax kulübü bu süreçte suçlu bir aktör değil, sömürgeci sistemin
yarattığı kaotik dünyanın insanı malzemeleştirdiği bir süreçte, öyle ya da
böyle etkilenmiş yapılarından sadece birisidir. Hollanda milli takımlar ve
Hollanda kulüpler tarihine baktığınızda orada siyah Afrikalı kölelerin,
emekçilerin, göçmen ve mülteci ailelerin ünlü, zengin ve popüler olmuş siyahi
futbol yıldızlarını görürsünüz.
Bu, sadece Hollanda özelinde ve Hollanda futboluyla
değil İspanya, Portekiz, Fransa, İtalya, Almanya, Belçika, İngiltere sporu ve futbolunun
tarihi gelişimi ve dönüşümü ile ilgili olan bir durumdur.
Günümüzde daha farklılaşmış boyutlarda, sömürge
sistematiğinin şirketler/finans sektörleri ile koordine edilmiş, o düzeye
gelmiş sporcuların memnun edildiği ama o düzeye gelmek için yüzbinlerce çocuğun
ve gencin her türlü istismar edildiği bir spor düzeninin sözde “özgür irade”
sarmalında kurgulandığı şekliyle sürdürüldüğü bir dönemi yaşıyoruz.
Etiketler: Ajax, Hollanda Futbolu