Önce aşağıda Yeni Ordusupor Kulübünün kamuoyu
duyurusunu paylaşalım. Bu duyurudan hareketle, birkaç noktaya temas ederek bu
karar aslında bize ne söylüyor veya neler söylemesi gerekiyor kısaca ona
bakmaya çalışalım.
“Kamuoyuna duyurulur, Ordu Büyükşehir Belediye
Başkanı Sn. Dr. M.Hilmi Güler ile yaptığımız görüşme neticesinde Yeni Orduspor
kulübü altyapı hocalarının Belediye bünyesinde zabıta, itfaiye vs. birimlerinde
değerlendirileceğinden bahisle altyapı faaliyetlerimize son vermiş bulunuyoruz.
Tüm altyapı futbolcularımızın, velilerimizin ve kamuoyunun bilgisine arz
olunur” Yeni Orduspor Kulübü Başkanlığı.
Yeni Orduspor'un Kamuoyu Duyurusunu Nasıl
Buldunuz? Elem verici değil mi?
Türkiye futbolunun geleceği ipotek alına
alınırken, bunun ilk emareleri tamamen teslim olmak, yani taşıma su ile
değirmen taşı çevirmeye ilişkin altyapıların gözden çıkarılmasıdır.
Bu iş şuna benzer, "zaten fabrikalarınız
verimli değil, onları kapatın biz size maliyetine o fabrikaların çıkardığı
ürünü satalım. Hem masraflarınız azalır, hem de risk almamış olursunuz”...
Arkasından “tarlalarınız ekmeyin. Çok pahalıya mal ediyorsunuz. Mazot, gübre
ateş pahası. Zaten dış pazarınız da zayıf. Biz size daha ucuza tarım ürünleri
satalım, hem daha ucuza yersiniz, hem de dolu, kuraklık, sel baskınları gibi
afetlere karşı risk almamış olursunuz”... Keza hayvancılık da aynı şekilde...
Her açıdan geldiğimiz yer ve durum herkesin
bilgisi dâhilinde ve oldukça acıklı. Yaşayarak öğreniyoruz. Aslında aynı
şeydir. Burada bahsi geçen şey futbolcudur, atlettir, basketbolcudur... Yani
sporcudur. Sporun ithalata dayalı sürdürülmesi yöntemidir. Bu tür yöntemler
petrol zengini Araplar için olabilir... Ya da bu katma değeri yüksek veya
niteliği düşün lakin sürümü yüksek ürün üreten ve çok satan Çin için de geçerli
olabilir. Ama Türkiye için bu yöntem muhtaç duruma düşmek ve tamamen dışa
bağımlılık demektir.
Türkiye'de üstyapı kulüplerinin birçoğu borç
batağı içindeyken, iflas edenler ve kapananlar mevcut iken, spor kulüplerinin
borçları devlet bankaları aracılığı yapılandırılırken, esasen kulüpler ipotek
altına alınmış, hükumetin (siyasi iktidarın) güdümüne sokulmuştur. Tüm bunları yeniden düzenlenen 6222 sayılı “sporda
şiddeti önleme yasası” ile birlikte düşündüğümüzde, spor alanlarının ve
özellikle statların mevcut siyasi iktidar için bir protesto ve eleştiri mekanları
değil, alkış ve onay mekanları olmasının amaçlandığı daha açıktır.
Bu arada TFF'nun yeni başkanı "amaçlarının ve
çalışmalarının Türk futbolunu düzlüğe çıkarmak" olduğunu ifade etmektedir.
Tam da bu işlerin sonunda Karadeniz’den bir spor/futbol kulübü altyapısının
kapattığını ilan etmiştir. Tutarlılık denilen şey ancak bu kadar olur.
Araya girerek, sayın federasyon başkanının
"Türk Futbolu" ile "Türkiye Futbolu" kavramları arasındaki
farkı bilmediğinden eminiz ama illa ki dertleri ve amaçları gerçekten
"Türk Futbolu" ise, bu anlamda işlerinin öncelikle "Türkiye
Futbolu" olması gerektiğini belirtelim. Bunun için de yapılması gerekenin
bir “Türkiye'de Futbolu” inşa etmeleri ve hiç bir ayrım yapmadan tüm
coğrafyanın çocuklarına futbolu ulaştırmaları gerektiğinin altını çizelim…
Çünkü “Türk Futbolu” demek için (işin etnik kavram eleştirisini saklı tutarak)
öncelikle futbolda bir “ekol” oluşturmuş olmanız gerekmektedir. Ekol ise öyle
istendiğinde oluşturulacak bir şey değildir. Kültürel temelleri de olan bir
gelişim düzeyidir. Ekol için başlangıç olarak bir spor ve futbol düzeninizin,
modelinizin ve işleyişinizin olması, daha sonra oynadığınız oyunun “kişilikli bir
oyun” düzeyine ulaşması ve bir sonraki süreçte “kimliği olan bir oyun” veya
“oyun kimliği” aşamalarını kat etmiş olmanız gerekir. Ekol (okul) olmak ise tüm
bunların üzerine yerelliğinizin ve orijinalliğinizin evrensel boyutlarda kabul
edilebilir ve sürdürülebilir olmasını gerekli kılar.
Yeni Orduspor kararına dönersek; Altyapıları
tamamen kapatmak ama kulüp olarak varlığını devam ettirmeyi sürdürmek... Nasıl
olacak bu iş? İnanılır gibi değil... Dahası futbol ile ilgili altyapı birimini
kapatmak ama futbolda şampiyonluğu amaç ve şiar edinerek yola devam etmek.
Peki, nasıl olacak bu iş? Elbette transfer yaparak.. Yani taşıma su ile
değirmen işleterek.
Bu arada Orduspor duyurusunda yer alan "Yeni
Orduspor kulübü altyapı hocalarının Belediye bünyesinde zabıta , itfaiye vs.
birimlerinde değerlendirileceği" şeklindeki haber ise, işin daha başka bir
boyutu ile ilgilidir. Bu oradaki altyapı birimlerinde çalışan altyapı
antrenörleri için mutluluk verici Çünkü en nihayetinde işlerin kaybetmeyecekler
ve belki de kadrolu bir işte çalışma olanağı dahi elde edeceklerdir.
Tabi bu işin özelde Ordu B. Belediyesi ayağı da
vardır. Ordu Belediyesi altyapı antrenörleri istihdam ederek ilk etapta çok iyi
ve “hayırlı” bir iş yaparken, Ordusporun geleceği ve çocukların spor ve futbol
ile buluşması yönünde bir karar verseydi daha yararlı ve “hayırlı” bir iş
yapmaz mıydı? Örneğin Yeni Ordusupor ve Orduspor potansiyelinin birleşmesi
sürecinde, üstyapı takımları hariç, Orduspor altyapı birimleri ile bir projede
çerçevesinde çalışmış olsaydı çok daha iyi olmaz mıydı?
Yeni Ordusporun ve muhtemelen Ordu Büyükşehir
belediyesinin de işin içinde olduğu bir karar ile yeniden yapığı kamuoyu
açıklamasıyla antrenörlerin Belediye kadrosunda değil, kulübün profesyonel
takım kadrolarında değerlendirileceği duyurusu ise pek “manidardır”..
Aslında çok ince bir detay gibi kalacak ama böylesi
bir “altyapı antrenörlüğünün” bir meslek olarak "iflası",
"bitişi", "yok oluşu" veya en azından zaten yeterine önemsenmeyen
bir alan olan altyapı antrenörlüğünün “değersizleştirilmesinde” yeni bir tarih
olarak nitelendirebiliriz.
Altyapı antrenörlüğü yaşamı idame ettirecek denli
hakkı teslim edilen ve önemsenen, emeğinin karşılığı ücret olarak ödenen bir iş
kolu olamamıştır Türkiye'de... İşte federasyonun o bahsettiği "Türkiye
Futbolu" için yapacağı en önemli çalışmalarından birisi ve en öncelikli
olanlardan birisi de "Türkiye Sporunun Altyapı Birimlerinde Çalışan
Emekçilerin Özlük Hakları Düzenlemesi" ile ilgilidir. Bu bağlamda
kulüplerin amatör ve altyapı birimlerinde çalışan altyapı antrenörlerinin ve
"altyapı antrenörlüğü mesleki işkolu"nun her haliyle düzenlenmesi ve
yasal prosedüre bağlanması Türkiye Sporunun geleceğine yapılan en büyük
yatırımlardan birisi olacaktır. Asgari ücret ile çalışılan ve bu ikini iş ve
hobi olarak yapan altyapı antrenörlüğü, her şeyden önce bir meslek alanı ve bir
işkolu olmaktan uzaktır. Dahası Türkiye Sporunun uluslararası düzeyde
gelişimini sürdürülebilir kılması bu tablo ile zaten mümkün değildir, olmadığı
ve olamayacağı da görülmüştür...
Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği (TÜFAD) ise,
bu ve benzeri konularda federasyon ve siyasi iktidar ile ters düşecek herhangi
bir değerlendirme içinde olmamış ve şu haliyle de olamayacaktır. Oysa bu derneğin
kuruluş amaçlarından birincisi bu işin bir iş kolu ve ciddi bir mesleki alan
olmasını sağlama mücadelesidir. TÜFAD
başkanı ve başkanlığı sürecine bir bakarsanız bu derneğin illerde kağıt
üzerinde örgütlenmiş ama örgütlü bir dernek olarak sadece kendi seçimlerinde
bir araya geldiği, mağdur antrenörler konusunda hiç bir işlevinin olmadığı bir
yapı olduğu anlaşılır. Oysa bu ülkenin antrenörleri sayıları 5-10 kişiden
oluşan bir antrenör klanlığından ibaret değildir.
Her neyse... Yeni Orduspor’un altyapı birimini
kapatması kararı, oradaki kişi veya birkaç kişinin üzerinde durmayı dahi
gerektirmeyecek abuk-subuk bir kararı olduğu kadar, Türkiye’de futbolun
yönetsel ve ekonomik anlamda çöküşüne ilave edilmesi gereken yeni bir
göstergedir. Bundan böyle Türkiye futbolunu daha kötü günler beklemektedir.
Üstyapısıyla ve altyapısıyla uzun zamandır çıkmazda olan Türkiye Sporu ve
özellikle futbolu, daha çözümsüz ve daha olumsuz bir döneme girmiştir.
Kaynak:
http://sendika63.org/2019/07/yeni-ordusporun-karari-bize-neler-soyluyor-veya-neler-soylemelidir-555286/?fbclid=IwAR3jEf1CptQWeIp69gE82zMNiWTQqrKFQLyfufCWQMXF12tngGeTL3v0ZJUEtiketler: altyapı, orduspor, üstyapı