TÜRKİYENİN SPOR / FUTBOL KULÜPLERİ İÇİN SONUN BAŞLANGICI
1
Futbol kulüplerini bankalara teslim eden anlaşmalar
sonrası şimdi de kulüplerin satışı yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.
Gazeteci Taylan Büyükşahin’in futbol kulüplerinin
Bankalar Birliği ile yapılan yapılandırma anlaşması sonrasındaki gelişmeleri
değerlendirdiği yazısında sermaye çevrelerinde, kulüplerin satışı için tüm
ortam hazır, Çin'den mi, Rusya'dan mı yoksa Körfez ülkelerinden mi futbol
kulüplerine yatırımcı geleceğinin tartışıldığını belirtti.
Büyükşahin'in o değerlendirme yazısı şu şekilde; "Şu
anda futbolun en önemli sorunu ise çeviremediği borçları. Çok sayıda kulübün
iflas noktasına geldiği herkesin kabul ettiği bir konu… Şirket statüsünde yönetilen
spor kulüpleri için, tipik bir sanayi kuruluşu gibi “İflas edip kepenk kapattı”
demek mümkün değil. Hâl böyle olunca bu çevrilemeyen borçlar, güç odaklarının
futbola yeni sızma alanı olacağa benziyor. Bu borçlar artık, asırlık Türk
futbolunda kökten değişime yol açacak.
Bilindiği üzere Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye
Futbol Federasyonu ile birlikte kulüplerin çeviremedikleri borçlarını
yapılandırmak için harekete geçmişti. Bununla ilgili gerekli prosedürler çoktan
gerçekleşmiş, anlaşmalar imzalanmış ve paralar ödenmişti. Ama bu dahi kanayan
yarayı tedavi etmeye yetmedi. Çünkü pervasızlık tüm hızıyla devam etti. Örneğin
transferler hiç yavaşlamadı. Sanki gizli bir el kulüplerin plansız şekilde
hareket etmesi için sürekli bastırıyor.
Sonuç olarak faturasını dahi çeviremeyen kulüplerin
satışı için tüm ortam hazır. İş, siyaset ve spor dünyası kulislerinde konuşulan
konu, kulüplere ve özellikle futbol kulübü haline getirilen kulüplere Çin'den
mi, Rusya'dan mı yoksa Körfez ülkelerinden mi yatırımcı geleceği üzerine…
Peki ya altyapılar? Birincisi içine düşülen bu durum
altyapıları gerektiği biçimde işlevsel hale getirmemiş olmanın ve daha önemlisi
kulüplerin geleceğine açısından stratejik bir öneme sahip olmamasının
sonuçlarıdır. İkincisi bundan sonraki
süreçte aynı şekilde devam etmeleri için sıcak para gerekeceğinden, bu sıcak
paranın da ancak bazı finans çevrelerinden sağlanabileceği yaklaşımı
üstyapıların yeniden şekillenmesi anlamı taşıyacaktır. Altyapılar ise bundan
sonraki süreçte çok daha farklı bir iş kolu olacaklardır. İyi mi olacaktır? Kötü
mü olacaktır elbette zaman gösterecektir. Ama çoğu çocuğumuz ve gencimiz için
zaten kapalı olan o altyapı kapıları, tamamen kapanacaktır.
2
Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ise
'Spor Kulüpleri ve Federasyonları Çalıştayı”nda şunları söylemişti; “Mevcut
durumu iyi analiz etmeliyiz ve bu endüstrinin dinamolarından biri haline gelmek
istiyorsak, analitik bir perspektifle futbola bütüncül bir bakış açısı getirmek
mecburiyetindeyiz. Sorunların çözüm yollarını enine boyuna tartışmak
zorundayız. Mevcut ortaklıkların ve mevcut varlıkların değerini artıracak
stratejiler artık üretilmelidir. Reklam ve sponsor gelirlerini, maç başı
gelirleri artıracak eylem planları hayata geçirmeliyiz. Sponsorlar, spor
ekonomisinin yapıtaşlarıdır. Türk sporu, muhtelif nedenlerle son yıllarda büyük
sponsorların bir bölümünü kaybetti. Küresel rekabette, özel sektörden gelecek
destek her daim ivme kazandırır. Bu açığı sadece devlet üzerinden kapatmaya
çalışmak, devleti en büyük sponsor yapar ki bu da sürdürülebilir bir sistem
oluşturmak için rasyonel bir adım değildir. Sponsorların sistemden çıkış
nedenleri doğru analiz edilmeli ve onlar yeniden sektöre kazandırılmalıdır”
Ve yine aynı düzlemde devam etmişti; “Almanya,
Fransa, İngiltere gibi; idari, mali ve sportif yönden bir yeniden yapılanma
sürecine girilmesi gerektiği artık su götürmez bir gerçek… Özellikle
futbolumuzun artık kendi değerini, idari, mali ve sportif anlamda çağdaş ve
gerçekçi yöntemlerle, uluslararası bakış açısına uygun strateji ve planlarla
şekillendirmesi gerekiyor. Çünkü global çapta sportif başarının, finansal ve
idari disiplinle eş zamanlı gerçekleştiği bir çağda yaşıyoruz. Kulüplerin idari
ve mali disiplini yakalamaları için, liyakat sahibi kimselerin yönetim
kadrolarına dahil edilmesi gerekiyor. Öte yandan ülkemizde kulüp yapıları,
Avrupa’da hatta dünyada eşine pek az rastlanır bir çeşitlilik gösteriyor.
Dernek, anonim şirket, müessese, branş ve belediye kulüplerimiz var. Bu durum,
yasal anlamda sorunları da beraberinde getiriyor. İnşallah, milli irademizin
tecelligâhı Gazi Meclisimiz, üzerine çalıştığı bizim de teknik ve veri desteği
verdiğimiz “Spor Kulüpleri ve Federasyonları Yasasıyla” bu konuyu yakın bir
zamanda gündemine alacak".
Bilindiği üzere "spor kulüpleri yasası"
uzun zamandır çeşitli dönemlerde tartışılan bir konu başlığı ve Türkiye'deki
spor kulüplerinin yapısını doğrudan ilgilendiriyor.
Ülkemizde futbol kulüpleri genellikle dernek
statüsünde sportif etkinliklerini sürdürüyor. Kulüpler bunun yanında sermaye
piyasalarına açılmanın bir aracı olarak şirketleşmeyi tercih ediyor.
Şirketleşmek aynı zamanda dernek statüsünden de kurtulmak anlamına geliyor.
Futbol kulüpleri oluşturdukları bu yapı sayesinde
bir taraftan dernek olmanın getirdiği çeşitli avantajları kullanırken, diğer
taraftan kurdukları veya ortak oldukları şirketler sayesinde, derneklerin
sınırlı olarak yapabildiği veya hiç yapamadıkları geniş çaplı ticari
faaliyetlere girişiyor.
Buna göre; 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 27. maddesi ile Profesyonel Futbol
Talimatının 52. maddesi hükümlerine göre spor kulüpleri, profesyonel
takımlarını Türk Ticaret Kanununa göre kuracakları veya kurulmuş anonim
şirketlere devredebilir; bu şirketler aracılığıyla ticari faaliyetlerde
bulunabilir, profesyonel futbol faaliyetlerini sürdürebilir konuma
gelmişlerdir.
Spor kulüplerinin bütünüyle bir şirkete
dönüştürülmesi kulüplerin büyük sermaye grupları tarafında alınıp,
satılabilmesinin de yolunu açacak.
Peki, "Hayırlı olsun" diyelim mi? Unutmayınız
satılan veya özelleştirilen her kurum ve her yapı artık özündeki değerini öyle
veya böyle yitirir. Karlı bir yatırım aracına dönüştürülen her şey coğrafik
özelliklerini ve kültürünü kaybeder.
Aslında hayatta hiç bir şey tesadüf değildir.
Türkiye futbol pazarı karlı bir yatırımdır. Ancak bu pazarı da tıpkı diğer
pazarlarımızda olduğu gibi yeterince işletememiş olmamız nedeniyle sözde
küresel piyasa adına yabancılara teslim etmek durumunda kalacağız. İşte asıl
konu o pazarı bilerek ve isteyerek kaptırılmasını sağlamış olmamızdır. “Oh....
Böyle daha iyi olur, hiç olmazsa futbolumuz gelişir” diye düşünenlerin hangi
futbolumuzun gelişeceğini de iyi düşünmelidirler.
3
Yukarıda yazılanlar pandemiden önceki süreçler ile
ilgiliydi. Pandemiden sonra çok daha hızlı ve olumsuz gelişmelere tanık
olacağız. Kulüp gelirlerinin düşmüş
olması, birkaç aylık gelir yoksunluğu herkesi panik havasına sürüklemiş
durumda. Borçların anapara bir yana faizlerinin dahi ödenememesi gündemde. Sonun
başlangıcı, başlangıç olmaktan çıkarak sona dönüşmeye başlayacak.
Türkiye spor ve özellikle futbol kulüpçülüğü kendini
olması gerektiği düzeyde kamucu veya serbest piyasacı temelde tercihini tam
olarak yapmamış olması bir yana, sözde tercih ettiği piyasacı modelin, gerçek
anlamda gereklerini ve davranışlarını yerine getirme becerisi ve davranışından
yoksun bir şekilde günü kurtarmanın peşinde olmuşlardır. Taşralı tüccar
zihniyeti ve sonradan görme kentli rantiyeci bir yaklaşım ile yöneticilik
yapmanın ve dahası siyasi iktidar ile iş tutmanın iflasa sürüklediği futbolda
ve çoğu spor alanında sona yaklaşmış bulunmaktayız.
Kurtuluş dedikleri ise muhtemelen şirketleşmenin ve
borsada işlem görmenin açmış olduğu yol ile başta kültür yoldaşlığının pek
hevesli olunduğu petro-dolar sahiplerine, kulüplerin bir kısmının satılmasıyla çözümlenecek
veya arzulanan şekilde amacına ulaştırılacak gibi durmaktadır.
https://sendika63.org/2020/06/turkiyenin-spor-futbol-kulupleri-icin-sonun-baslangici-589392/
Etiketler: futbol kulüpleri


