İLHAN CAVCAV, DİĞERLERİ VE İSMAİL DİLBER GİBİLERİ
İlhan Cavcav’ın bir kulüp başkanı olarak yaptıklarının, antrenör kulüp ilişkisindeki çizdiği profil ne komik, ne trajedik ne de başka bir şeydir. Literatürde bu kişinin antrenör kıyımı ile ilgili yaptıklarını ifade edecek tek kavram ancak ruhsal sağlık ile ilgili patalojik bir kavram olabilir.
Söz konusu kulüp başkanının yaptıkları Türkiye’deki kulüp, futbol, kulüp başkanı, antrenör ilişkilerindeki seviyesizliğin ve etik dışı davranışların varabileceği en son noktalardan birisidir.
Bir kaç saatte antrenör “kovmak”, birkaç günde antrenör göndermek gibi olay ve olguları ancak “vaka” olarak açıklanabilir. Bir spor kulübünün futbol takımının 37 yıllık üst lig serüveninde 65 teknik adamla çalışmak, hangi spor yönetimi, anlayışı ve mantığı ile açıklanabilir. Burada başarı ölçütü Gençlerbirliği’nin küme düşmemesi ise eğer diyecek bir şey yoktur elbette. Ama Gençlerbirliği bir kişi ya da bir aile kulübü veya takımı mıdır ki; başarı ölçütünü kişi veya aileler koysunlar?
Bu durum sadece İlhan Cavcav meselesi değildir. İlhan Cavcav kişiliğinde tezahür eden diğer tüm spor ve futbol yöneticilerindeki genel düzeysizliğin, kural tanımazlığın, bilgisizliğin ve despotluğun tezahürü meselesidir. İlhan Cavcav vakası ise bu meselenin en karikatürize hali aşamasıdır.
Genel olarak bakıldığında giderek azalacağına, giderek artan biçimde Türkiye’deki futbol idarecilerinin, futbolu yöneten ve yönlendiren birçok kişinin İlhan Cavcav’dan geri kalan yanı yoktur. Hatta bunlardan birkaçı İlhan Cavcav’a rahmet okutacak türden seviyesizliğin dibini bulmuş kişilerdir. İşin mafya ve çakallık boyutları ise başka bir külliyat oluşturur.
Görgüsüzlüğün, güç sapkınlığının ve güce tapanların varlığının sonucu elde edilen boş alan kullanımının geldiği noktalardan birisidir İlhan Cavcav.
Bir spor kulübü nasıl olur da bu kadar kontrolsüz ve hoyratça ve histerik yönetilebilir? Bir insan kendi şirketinde dahi bu kadar rahat ve bu kadar pervasız davranabilir mi?
Spor kulüplerinin genel kurulları ve yönetim kurulları ne iş yaparlar? Elbette o yerlere birilerini vesayeti ve himayesi ile gelmişsen, vasilerin ne yaparlarsa ya alkışlarsın ya da en kötü olasılıkla alkışlamaz ama seyredersin.
Bu arada en az bunun kadar önemli diğer bir konu da şudur: Bir kulüp başkanı, futbol kulübü ile ilgili tasarrufları arasında olan teknik adamlar ile bu kadar aşağılayıcı ve rencide edici olabilirken, futbol antrenörlerinin reaksiyonları ve özellikle onların meslek örgütü olan TÜFAD (Türkiye Futbol Antrenörleri derneği) ve onun yıllanmış ve çöreklenmiş başkanı İsmail Dilber’in “kulüplerin içyapısı ile ilgili açıklama yapmam doğru olmaz” açıklaması pek olgun ve oldukça prosedürel bir demeç olmuş doğrusu.
Muhtemelen böylesi bir açıklama, kendisi ile ilgili olarak ilgili kişileri “ne kadar sağduyulu bir insan” olduğu konusunda tatmin etmiş bulunmaktadır. Sanki kendisinden beklenen tavır, başkanı olduğu derneğin tüzel kişiliği bağlamında üyesi durumunda olan birçok antrenörün mesleki ve kişisel haysiyeti ile ilgili değildir.
Bu bağlamda bir meslek örgütü olan TÜFAD’ın geçen günlerde yine İlhan Cavcav’ın teknik adamlar ile ilgili olarak “ben bunları cebimden çıkarırım” demecine karşı bir yazılı açıklama yapmış olması yeterli midir? Mesleki onurlarının ayaklar altına alındığı teknik adamların, kendilerini var etme ve değerli kılma yollarından birisi de kişisel ve mesleki kimliklerine yönelik bu tür saldırılara ciddi reaksiyonlar göstermeleri değil midir? “İş bırakmaya” varan protesto eylemleri neden hiç akıllarına gelmez ya da bu konuda bir adım atmazlar. En azından müsabaka sonlarındaki basın açıklamalarında susma eylemleri yapmayı, maçlara geç çıkmayı, yakalarına protesto amaçlı simgeler takmayı ve daha birçok farklı eylem biçimleri geliştirmeleri düşünmezler? Bunun sosyo-politik kimlik ile ilgili açıklamaları vardır elbette ama ne olursa olsun hangi düşünce tercihin içinde olunursa olunsun, meslek örgütlerinin birinci amacı mesleki ve kişilik hakları konusunda hassasiyet olmalıdır.
TÜFAD denilen meslek örgütü ve bu örgütün üyeleri olan teknik adamların işlevleri sadece İsmail Dilber ve onun gibileri futbolun ayrıcalıklı konumlarında tutmayı sağlamak mıdır?
Astronomik paralar kazanan, işsiz kalmamak için taklalar atan, kokuşmuş futbol ilişkilerine uyum sağlamış onbeş, yirmi teknik adam hariç süper, ikinci, üçüncü liglerde ve amatör futbol takımlarında sorumluluk üstlenmiş olan ve hali hazırda boşta bulunan yüzlerce teknik adamın artık daha onurlu ve kişilikli bir meslek erbabı olduklarını göstermelerinin zamanı gelmiş hatta geçmiştir.
Öncelikle iş ilk etapta TÜFAD tüzüğünü değiştirerek 20 yıl boyunca genel başkan ve dolayısıyla TFF yönetim kurulu üyesi yapmayı sağlayacak düzenlemeden vazgeçmektir. Ama daha ivedi olarak en yakın zamanda tüm futbol antrenörlerinin, antrenörlere ve antrenörlük mesleğine saygılı olunmayı sağlamaya yönelik, dikkat çekici davranış ve eylem biçimleri geliştirmeleri gereği ortadadır.
http://sendika8.org/2016/01/ilhan-cavcav-vakasi-digerleri-ve-ismail-dilber-gibileri-ismail-topkaya/
Etiketler: ilhan cavcav, ismail dilber


