HEZİMET DEĞİL DOĞAL SONUÇ
Mesele Galatasaray'ın 6 gol
yediği bir müsabaka skor hezimetinden ibaret değildir. Mesele asıl olarak
Türkiye futbolunun Avrupa'ya açılmak ve "marka olmak" için izlediği
futbol yönetim anlayışının bir sonucudur. Eğer Galatasaray’ın Real Madrid
takımına 6-0 yenilmesini illa ki “hezimet” olarak ifade etmek gerekecekse bu
Galatasaray takımının değil, Türkiye Futbolunu yönetenlerin ve Türkiye’de hâkim
kılmaya çalıştıkları futbol politikasının hezimetidir.
Unutmayınız, bir oyun kimliğiniz
yoksa elbette bir oyun kişiliğiniz de olmayacaktır. Çünkü kimliksiz kişilik olmuyor,
olamıyor. Bu gerçek hayata ilişkin insanlar, toplumlar, halklar, kurumlar için
de böyledir, spor ve futbol için de böyledir.
Real Madrid maçını da içine
alarak soralım; Nasıl bir oyun kimliği var Galatasaray'ın? Oyun kimliği
dediğimiz bir oyun stili ve ekolünde ısrar ederek bir düzey yakalama bunu
standart hale getirmeyi kast ediyoruz. Galatasaray futbolu diye bir oyun
kimliğinden söz etmemizin mümkün olmadığı gerçeğini kabul etmeden, esas soruna
teşhis koymak olası değildir. Dolayısıyla oyun kimliği olmayan bir akımın, "kişilikli
oyun" dediğimiz herkesin ne yaptığını ve nasıl yapacağını bildiği ve bunu
sahada uygulama yeterliliği sergilediği bir oyun ortaya çıkmaz. Nitekim
çıkmıyor da. Bunun için istediğiniz kadar yabancı oyuncu transfer edin, hiçbir
şey değişmez. Oyun kimliğiniz yoksa oyun kişiliğiniz de olmaz. Oyun kişiliğiniz
yoksa herkes kendi bildiği gibi oynar ve ortaya sistematik bir takım oyunu
çıkmaz.
İşte bu sorun ve hatta sorunsal sadece
Galatasaray'ın değil, Türkiye’deki futbolun da sorunu ve hatta sorunsalıdır. Dolayısıyla
6-0'lık bir müsabaka sonucu, bir müsabaka hezimetinden ziyade, ulusal bir
futbol anlayışının ve futbolda yönetsel yaklaşımın hezimetidir. Temennimiz bu
vesile ile futbolda moda deyimiyle “marka” olmanın ve/veya Avrupa futbolunda
belli düzeyde bir futbol kalitesine ulaşmanın yolunun pahalı ve çok sayıda
yabancı oyuncu transfer etmek olmadığının anlaşılmaya başlanmasıdır.
Sorun teknik açıdan özellikle
taktik formasyonu güçlü ve yeterli teknik adam ve oyunculara sahip olmak ile
ilgilidir. Yabancı oyuncuların gelip senin oyununa adapte olmak zorunda
kaldıkları bir futbol düzeyine ulaşmadan bu hayal kırıkları ve hezimetler
bitmez. Ama bunun için senin kimlikli ve kişilikli bir oyun tarzına ulaşmış
olman gerekir. Kişilikli oyun ise bunu sahada sistematik olarak uygulayabilme
yeterliliğine ulaşmak demektir.
Şimdi kendimize soralım. Hangi
kulübümüzün bu konuda yönetsel bir tutumu ve tavrı var? Hangi takımımız bu
konuda ciddi bir mesafe almış durumdadır? Avrupa sınırlarımızın Edirne'den
ötelere ulaşması için gündelik ve geçmişteki bazı görece başarılarımız asla bir
ölçüt değildir ve olamaz. Ölçüt her yıl UEFA liglerinde yer alabilmek, belli
düzeylere kadar yol alabilen takımlara sahip olmaktır. Bu ancak kendi
futbolumuzu oynayarak ve bu futbolu evrensel düzeylere taşıyarak gerçekleşebilecek
bir şeydir.
Uluslararası düzeyde önemli ve
değerli takımlar kurmak çabası ve stratejisi yerine, uluslararası düzeyde
önemli ve değerli oyuncular ve teknik adamlar yetiştirilmesini sağlamak ve
bunun için gerekenleri yapmak gerekir. Bu kapılarını dışa kapatmak ve içe
dönmek demek değildir. Bakınız hiçbir Avrupa üst düzey spor kulübü,
takımlarının uluslararası olsun, kalitesinin olabilecek en tepeye çıkarsın diye
tamamen yabancı oyunculardan oluşan bir takım peşinde değillerdir. İkincisi
Avrupalı oyuncular zaten bir ülkenin değil bir kıtanın ve o kıta spor
kültürünün beslediği ve şekillendirdiği oyunculardır. Yine gelişmiş ve
uluslararası düzeyde kabul görmüş kulüpler, yönetemeyecekleri, kontrol
edemeyecekleri ve bir oyun biçimini oynatamayacakları oyunculardan kurulu bir
takım kurmaz veya oluşturmazlar. Üstelik çoğu oluşturdukları takımları taktik
ve teknik açıdan yönetemeyecek teknik adamlara tahammül etmezler.
Eğer Türkiye’deki futbolu,
“Türkiye Futbolu” düzeyine taşımak ve geliştirmek istiyor isek bunun ön koşulu,
diğer alanlarda da olduğu gibi, sporda ve futbolda da kimliksiz ve kişiliksiz
arayışlara ve uygulamalara son vermektir. Futbol fena halde hayata benzer.
Futbolunuz neyse hayatınız da o’dur.
Etiketler: 6-0, GS, real madrid-galatasaray



